1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Mitraizm'de Gizemcilik Ve Büyü

'Teozofi & Mistisizim' forumunda Rune Mistress tarafından 27 Ağustos 2016 tarihinde açılan konu

  1. Rune Mistress

    Rune Mistress Administratör


    Mitraizm dininin bugün araştırmacılar ve tarihçiler tarafından bu denli ilgi görmesinin nedenlerinden biri, mistisizm (gizemcilik) ritüelleridir. Şüphesiz ki ilgi çekici ve merak uyandıran konulardır. Uzak bir geçmişte yaşanmış olması da kafamızdaki fantastik görünümü destekler. Ancak gerçekçi bir tablo çizebilmek adına dönemin şartları, hakim felsefi anlayış ve inançlar incelenmelidir.

    Mitraizm’de iki önemli esas vardır: ateş ve Mehr’e tapımı. Bu inanca göre “Mehr” güneşte yaşayan bir tanrıdır ama güneşin kendisi değildir. Mitraizm’in gücü, büyücüden gelmektedir. Bir toplumda büyücülük bu denli yaygınken güçlü ve sistemleşmiş bir büyücü sınıfı da olması doğaldır. Bu sınıf ortaçağ otacıları ya da simya ile uğraşan alimlerden farklıydı. Eski dinlerde büyücülük irsi, resmî bir teşkilat şeklinde idare ediliyordu. Büyücü-rahipler, din işlerinden de sorumlulardı. Tanrı ve insan, görünen ve görünmeyen alem arasında elçilik yapıyorladır. Bu görev ya irsi olarak ya da el vermek suretiyle aktarılıyordu. Diğer insanların ne kadar zeki ve ilim sahibi olurlarsa olsunlar bu makama erişemeyeceklerine inanılırdı.

    Mithras_tauroctony_Louvre_Ma3441b.jpg

    Mitraizm için soyluluk kavramı Mecusi ruhban sınıfına ve Mehrperestlik dinine bağlı mistiklere aitti. (Hindu dini Brahmanizm’de asaletin Brahman sınıfına ait olması gibi). Dini makamlar ve bunların getirdiği saygınlık onlara oldukça fazla güç veriyordu. Halk, inançlı olsun ya da olmasın bu sınıfa tabi olmaya mecburdu.. Çünkü tüm dinî isleri, sadece Mecusi ruhbanların tekelindeydi. Böyle geniş imtiyazların olduğu bir ortamda tabiki bozulmalarda gözüküyordu.. Mecusi ruhban sınıfı, dinî makamları tekellerinde bulundurdukları için kendi çıkarlarına yorumlayıp şekillendirebiliyorlardı.

    Kurban ritüelinin bir gelir kapısı olarak görülmesi buna güzel bir örnektir.(Veda dininde de benzer bit durum oluşmuştur) Kurban yaygındı, en büyük geçim kaynaklarından biriydi. Islâm’in aksine, kurban halka dağıtılmazdı. Tanrı’nin kendisi içindi. Kurban merasimini icra eden, kurban ritüelini gerçekleştiren kişi Mecusî ruhbanlarından (Mog) olmak zorundaydı.

    Benzer bir durum Yahudilik dininde de karşımıza çıkar. Sadece Harun’un çocukları, yani hahamlar, bütün merasimleri yerine getirme yetkisine sahiptir. Sıradan halkın bu törenleri gerçekleştirememesi için ağir, karmaşık kanunlar konmuştur. O kadar zor ve anlaşılması imkânsızdır ki insanlar din adamlarına mecbur bırakılır.

    Mehrperestlik dininde de Moglar (ruhaniler) veya “kar-ran’lar kabilelere hakim olan en büyük kuvvettiler. Büyücünün bedevi kabilelere hakim olmasi dünyanın pek çok ülkesinde karşımıza çıkan bir olgudur. Hatta kabilenin reisi bile onun inancına bağlıdır ve dini törenlerde ona muhtaçtır.
     
Etiketler: