1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Konfüçyüsçülük Ve Uzakdoğu Kültürü Üzerindeki Etkisi

'Teozofi & Mistisizim' forumunda Rune Mistress tarafından 25 Nisan 2017 tarihinde açılan konu

  1. Rune Mistress

    Rune Mistress Administratör


    Konfüçyüsçülük kökeni 2500 yıl öncesine dayanan çok eski bir öğretidir. Çin'de ve uzakdoğu da bu öğretiden “Ju-çiya” olarak bassedilir. Katolik misyonerler kurucusuna itafen bu ahlak sistemini Konfüçyüsçülük olarak adlandırmışlar ve Batı'da bu isimle tanınmıştır. Konfüçyüsten sonra yaşayan pek çok filozof onun felsefesi üzerine çalışmıştır.

    Konfüçyüs, feodal beylerin birbiriyle savaştığı, kurumların yozlaştığı ve öldüğü bir zamanda yaşadı. Bu kaos ortamını geleneklerden uzaklaşmaya bağlıyordu. Eski yönetim biçilerini ve bilgelerin öğretilerini inceledi.

    Konfüçyüs hiçbir zaman kutsal bir görevi olduğunu ya da kutsal bir insan olduğunu iddia etmemiştir. Ne Buda bir aydınlama yaşamış ne de Lao Tzu gibi gökler tarafından görevlendirilmiştir. O sadece eskileri öğretilerini aktaran bir adam olduğunu iddia etmiştir. Konfüçyüs sadece ahlaki olarak olgunluğa erişmekten basseder. Ancak Konfüçyüsçülük Çin'in resmi dini olduktan sonra ona ilahi misyonlar yüklenmiştir.


    969.jpg


    Konfüçyüsçülük'ün bir din olup olmadığı da tartışmalıdır. Tinsel konuların çoğu göz ardı edilmiştir. Daha ziyade ahlaki davranışlar üzerinde durulur. Üstelik Konfüçyüsçü tarzda bir toplum modelini benimsemiş Çinliler Taocu ya da Budist'te olabilmektedir.

    Konfüçyüs MÖ. 551 yılında Şantung eyaletinde doğmuştur. Çok tanınmamış olsada soylu bir aileye mensuptur. Öğrenci yetiştirmek için bir okul kurmuştur. Okula herkesi kabul ediyordu çünkü ona göre soyluluk eğitimle elde edilirdi. Dolayısıyla iyi bir eğitim alan herkes soylu olabilirdi.

    Konfüçyüs, yaşı ilerledikçe öğretilerini hayata geçirmek için fırsat aramaya başladı.Çeşitli devlet görevlerinde çalıştı. MÖ. 500 yılında öğretilerini hayata geçirmek için bir fırsat yakaladı. Lu beyi tarafından vezir vekili olarak görevlendirildi. Ancak üç yıl sonra Lu Beyi ile anlaşmazlık yaşayarak görevinden ayrıldı.

    MÖ. 497'de görevinden ayrılmasından sonra Çin'i gezerek öğretisini yaymaya başladı. Hükümet yetkilileri ve feodal beylerle de görüştü.MÖ.484'te memleketi Şantung'a geri döndü. Tek eseri Bahar ve Güz'ü yazdıktan sonra MÖ.481'de öldü. Kufu şehrindeki aile mezarlığına defnedildi. Konfüçyüs'ün doğduğu ve öldüğü Şantung eyaleti Çinlilerce kutsal sayılır.

    Ölümünden sonrak yüzyıllarda takipçileri,özellikle eğitim kurumlarında ve devler kademelerinde arttı. Han Hanedanı döneminde ona büyük önem atfedildi. Tang Hanedanı zamanında ise adına ilk defa tapınak inşa edildi. İmparatorluk döneminde eğitimli kesim onu "Tahta Çıkmamış Kral" olarak adlandırıyor, evlerinde heykellerini bulunduruyorlardı. Zamanla Konfüçyüs'ün öğretileri Çin kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldi.

    Konfüçyüsçülük'ün etkisi sadece Çin'le sınırlı kalmadı. Çin İmparatorluğu'nun Doğu Asya devletleri arasında lider konumunda olması sebebiyle Çin kültürü bu devletleri de etkiliyordu. Kore, Japonya ve Güney Asya'daki krallıklarda da alimler Konfüçyüsçülükten etkilendiler.
     
    Son düzenleme: 25 Nisan 2017