1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Kadın ve Bitkiler

'Mitoloji & Sembolizm' forumunda Rune Mistress tarafından 6 Nisan 2016 tarihinde açılan konu

  1. Rune Mistress

    Rune Mistress Administratör

    Tarımın keşfinin ilk ve belki de en önemli sonucu paleolitik avcıların değerlerinde bir krize yol açar: Hayvan dünyasıyla dinsel nitelikteki ilişkilerin yerini, insan ile bitkiler arasındaki mistik dayanışma adı verilebilecek olgu alır. O zamana dek hayatın Özünü ve kutsallığını kemik ve kan temsil ederken, artık bu değerleri sperm ve kan canlandıracaktır, Ayrıca kadın ve dişiliğin kutsallığı ilk sıraya geçer. Kadınlar bitkilerin evcilleştirilmesinde belirleyici bir rol oynadıkları için, ekili tarlaların sahipleri olurlar ve bu da onların toplumsal konumunu yükseltip, anayer gibi özgül kurumlar yaratır, yani koca eşinin evinde
    oturmak zorunda kalır.

    Toprağın bereketi kadın doğurganlığıyla uyumludur; dolayısıyla mahsulün bolluğundan kadınlar sorumlu olur; çünkü yaratımın "sırrını" onlar bilmektedir. Burada dinsel bir sır söz konusudur; çünkü hayatın kökenini, besini ve ölümü yönetmektedir. Toprak kadınla özdeşleştirilir. Daha ileri tarihlerde, saban keşfedildikten sonra, tarım çalışması cinsel birleşmeyle özdeşleşecektir.''

    [​IMG]

    Ama binlerce yıl boyunca Yeryüzü Ana parienogenez(kendi kendine döllenme) yoluyla tek başına doğuruyordu . Bu "sırrın" anısı Olympos mitolojisinde hala yaşıyordu (Hera tek basina hamile kalır ve Hephaistos'la Ares'i doğurur) ve yeryüzü insanlarının Topraktan doğusu, toprak üzerinde doğurma , yeni doğmuş bebeğin toprak üzerine bırakılması vb. çok sayıda halk inancı ve mitte bu izler ayırt edilebilmektedir.Topraktan doğan insan öldüğünde annesine geri döner. Veda ozanı "Toprağa, annene doğru sürün" diye haykırır.

    Kadının ve ananın kutsallığı kuşkusuz paleolitik çağda da bilinmektedir ama tarımın keşfi onun gücünü hissedilir ölçüde artırır. Cinsel hayatın ve öncelikle de kadın cinselliğinin kutsallığı mucizevi yaratılış bilmecesiyle iç içe geçer.Antropokozmik yapıda karmaşık bir simgesellik, kadın ve cinselliği ay döngüleriyle, toprakla (burada döl yatağıyla özdeşleştirilmiştir) ve bitkilerin büyüme "gizemi" adı verilebilecek olguyla bütünleştirir.

    Bu gizem, tohumun yeniden doğmasını sağlayabilmek için, onun "ölüm"ünü gerektirir ve bu yeniden doğuş şaşırtıcı bir çoğalmayla yansıdığı oranda mucizevi bir nitelik kazanır. Insan varoluşunun bitkisel hayatla özdeşleştirilmesi, bitkisel büyüme dramasından alınmış imgeler ve mecazlarla ifade edilir (hayat bir kır çiçeği gibidir vb). Bu imgesellik binlerce yıl boyunca şiiri ve felsefi düşünceleri beslemiştir ve çağdaş insan için de hala "gerçek"tir.

    Tarımın keşfinin sonucu olan bütün bu dinsel değerler zaman içinde aşamalı olarak eklenlendi. Ama biz, mezolitik ve neolitik yaratımların özgün niteliğini öne çıkarmak için onları şimdiden hatırlattık. Bitkisel hayatın "gizemiyle" uyumlu dinsel düşünceler, mitolojiler ve ritüel senaryolarla sürekli karşılaşacağız; çünkü dinsel yaratıcılığı uyandıran, ampirik tarım görüngüsü değil, bitkilerin büyüme ritmi içinde tanımlanan doğum, ölum ve yeniden doğumun gizemidir.

    Mahsulü tehlikeye atan krizler (su baskınları, kuraklıklar vb) anlaşılmaları, kabullenilmeleri ve dizginlenebilmeleri için, mitolojik dramalar halinde yansıtılacaktır. Bu mitolojiler ve onlara bağlı ritüel senaryolar binlerce yıl boyunca Yakındoğu uygarlıklarına egemen olacaktır. Ölen ve dirilen tanrılara ilişkin mitolojik izlek bunların en önemlileri arasındadir. Bazı durumlarda bu arkaik senaryolar yeni dinsel yaratımlarin doğmasini sağlayacaktır (örnegin Eleusis, Yunan mysteriaları).
     
    Anafiel bunu beğendi.
Etiketler: