1. Paranormal kaynaklar forum sitemize üye alımlarımız açılmıştır.
    Duyuruyu Kapat

Geri Alınan Kan Ritüeli

'Kadim Bilgelik' forumunda Rune Mistress tarafından 9 Nisan 2016 tarihinde açılan konu

  1. Rune Mistress

    Rune Mistress Administratör

    Geçmişin karanlıklarını aydınlatan, insanın çağlar önce bitkisel dünya egemenliğine ait kader ilkesine bağlanmasından önceki gizemi açıklayan olgulardan biri ölümsüz hayvan sürüsü ve onun ruhunu yöneten av yasalarıdır. Frobenius Afrika gezilerinden birinde bunu anlatır:

    "1905 yılında, Kasai ve Luebo (Belçika Kongosunda) arasındaki bir cangıl bölgesinde avcı kabilelerinin üyeleriyle karşılaştım. Ovalardan Kongo cangıllarına sürülmüşlerdi, Afrika yazınında pigme olarak bilinen insanlardı. Üç erkek bir kadın, dört kişi bir hafta süreyle gezimize katıldılar. Bir gün, akşama doğruydu ve birbirimize iyice alışmaya başlamıştık, kamp mutfağımızda tekrar malzeme bulma gereksinimi kendini hissettiriyordu. Üç küçük erkeğe bize antilop bulabilirler mi diye sordum, avcı olduklarina göre bu onlar için zor bir görev olmamalıydı.Bana şaşırarak baktılar ve biri sonunda açıklama yaptı, elbette bizim için bir şey yapmaktan memnun olurlardı fakat o gün bu olanaksızdı çünkü hiçbir hazırlık yapılmamıştı.


    Geri Alınan Kan Ritüeli.jpg

    Görüşmelerin sonunda avcılar ertesi günün şafağına kadar hazırlıkların tamamlanmış olacaklarını öylediler. Böylece ayrıldık.Erkekler çevreyi dolaştılar ve sonunda yakınlardaki bir tepenin üstüne yerleştiler.

    Hazırlıkların ne olacağını çok merak ettiğim için sabah erkenden kalktım ve küçük adamların hazırlık yeri olarak seçtikleri açık alanın yakınındaki çalıların arkasına saklandım. Daha hava aydınlanmamıştı ki adamlar geldiler fakat yalnız değildiler.Kadın da yanlarındaydı. Erkekler çömelip bütün bitkileri temizlediler, toprağı dümdüz yaptılar. Biri parmağıyla toprağa bir şekil çizdi. Öteki erkekler ve kadın dua benzeri sözler mırıldandılar; sonra sessizlik oldu. Beklemeye başladılar. Güneş ufukta yükseldi. Erkeklerden biri yayında okunu çekmiş temizlenmiş alanın ortasına geldi. Bir kaç dakika içinde günes ışınları temizlenmiş alana vurdu şimsek hızıyla şunlar oldu: kadın güneşe uzanır gibi ellerini kaldırdı ve anlaşılmaz şeyler bağırdı, erkek okunu attı; kadın tekrar bağırdı ve erkekler silahlarıyla ormana koştular. Kadın birkaç dakika orada kaldı sonra kampa döndü. Kadın ayrılınca ben de saklandığım yerden çıktım ve yere çizilmiş şeklin antilop olduğunu gördüm. Bir buçuk metreyi buluyordu ve ok boynuna atılmıştı.

    Erkekler avdayken oraya dönüp fotograf çekmek istedim ama kadın yapmamam için yalvardı ve vazgeçmemi istedi.Böylece geziye devam ettik. Erkekler o öğleden sonra güzel bir erkek karacayla bize katıldılar. Küçük adamlar avlarını bıraktılar ve püskülünden bir tutamla sukabağı dolusu kanını tepedeki tören alanına götürdüler. İki gün sonra bize tekrar yetiştiler ve o aksam palmiye şarabının verdiği cesaretle konuyu üç arkadaşımdan en yakınıma açtım. En yaşlılarıydı. Bana basitçe geri koşup saçı ve kanı şekle yerleştirdiklerini, oku çekip çıkarttıklarını ve sonra şekli sildiklerini anlattı. Hareketin nedenleri hakkında hiçbir açıklama yoktu, yalnızca bunun yapılmasıyla antilobun kanının heder edilmemiş olduğunu söyledi.Silme işleminin de güneş doğuşunda yapılması gerekiyordu.

    Benden kadının bu konuda konuştuğunu öğrenmemesini rica etti. Konuşmuş olduğu için büyük endişe içinde olduğu görülüyordu. Ertesi gün pigmeler, bize, doğru dürüst veda etmeden ayrıldılar, herhalde onun isteğiyle böyle yaptılar, çünkü grubun önderi oydu."

    İşlemin anlamını ve eskiliğini, temel olarak Kongo cangıllarından Hudson Körfezine kadar aynı görünen ideolojinin kalıcılığını anlamak için Karibu Eskimo Igjugarjuk'un sözlerini anımsamamız yeterli: "Karibu öldürüldükten sonra kanı ve bağırsakları gömülmeli. Yani, yaşamın sonsuz oldugunu görüyoruz." Frobenius "Kanı dökmek güçlü bir büyü ve intikam alınmasını engelliyor" diye açıklama yapıyor.

    Bir şey daha: Pigme töreninin önemli yönlerinden biri ritüelin şafak zamanı yapılması, okun, güneş antilop şekline değer değmez atılması. Çünkü güneş bütün avcı mitolojilerinde büyük bir avcıdır. Güneş kükremesi sürüleri kaçırtan aslandır, boynuna attığı pençeyle antilobu öldürür, kuzuyu kapıp götüren kartaldır, ışıkları gece sürüleri yıldızları dağıtan ışıklı küredir. Bu ilkel avcı mitosunda paleolitik sanatın çok yaygın bir motifi, aslanın arkasına bakmak için başını çevirmiş antilobun boynuna daldığı anı ve ilk kez Sümer sanatında görülen bir başka motifi, güneş kartalının pençeleriyle antilobu yakalamasını görüyoruz.

    Benzetmelerin çözülmesiyle çıkarılan ders şu: Güneş avcıdır, güneş ışığı oktur, antilop yıldız sürüsünün üyelerinden biridir; böylece, ertesi gece yıldızın geri dönmesi gibi, antilop da dönecektir. Avcı hayvanı kişisel, gönüllü bir eylemle öldürmemiştir, fakat Büyük Ruh'un yasalarına uygun olarak öldürmüştür.Bu yolla da 'hiçbir şey heder olmaz".




    kaynak: İlkel Mitoloji-Jampell
     
    Anafiel bunu beğendi.