1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Avrupa Kıtasının Yükselişi'nin Japonya Üzerindeki Etkisi

'Tarih & Arkeoloji' forumunda Rune Mistress tarafından 21 Eylül 2017 tarihinde açılan konu

  1. Rune Mistress

    Rune Mistress Administratör

    Japonya 16.yüzyıldan itibaren politik büyüme ve güçlenme işaretleri veriyordu. En büyük komşusu Çin eski gücünü kaybetmişti. Coğrafi konumu Japonya'ya İngiltere'ye benzer bir avantaj sağlıyordu. Ada ülkesi olması karadan gelecek saldırılara karşı koruma sağlıyordu. Kültürel olarak baktığımızda ise Japonya ve diğer Uzakdoğu ülkeleri arasında bir kopukluk olduğunu söyleyemeyiz. Japonya, çağlar boyunca hep Çin Uygarlığının etkisi altında kalmıştı. Ancak Çin ve Japonya arasında büyük bir fark göze çarpıyordu o da yönetim modeliydi. Çin merkezileşmiş bir bürokrasi ile yönetilirken Japonya, feodal savaş lordları (Daimyo) tarafından yönetiliyordu.

    Kaos ortamı Hristiyan misyonerlerin ülkeye girişine ortam hazırladı. Tek merkezden yönetilen Ming Çin'ine kıyasla misyonerler çok daha kolay etkili oldular.

    Daimyoların birbirleri arasındaki mücadeleleri sebebiyle ülkede kaos hakimdi. Ticaret için pek de uygun bir ortam olduğu söylenemezdi. Yine de Japon tüccarlar, Portekizli ve Hollandalılarla ticaret yapmayı sürdürüyordu. Avrupa'dan ithal edilen silahlar Japonya'daki yönetim sisteminin değişmesine sebep olacaktı.

    Kuniyoshi.jpg

    Ateşli silahların verdiği üstünlükle yerel diktatör Toyotama Hideyoshi rakiplerine karşı üstünlük sağladı. Toyotama Hideyoshi, Kore ve Kore üzerinden Çin'i ele geçirmeyi planlıyordu. Kore'deki İmjin Savaşı'nın hüsranla sonuçlanması ve Hideyoshi'nin ölümü üzerine klanlar tekrardan savaşmaya başladı. Ancak Tokugawa Klanı birkaç yıl içerisinde üstünlük sağladı. Shogunluğu ele geçiren Tokugawa klanı ülkeye tamamen egemen oldu.

    Nasıl ki Avrupa'da ateşli silahlar ve top kullanımı feodal lordları zayıflatıp kralların gücünü attırdıyda Japonya'da da Shogunluğu güçlendirdi.

    Tokugawa Shogunluğu, dış dünyayla her türlü teması kesti. Avrupa ile ticaret Nagasaki limanında faaliyet gösteren Hollandalılarla sınırlı tutuldu. Diğer Avrupalı tüccarlar ülkeye alınmadı. Hristiyanlığa geçen Japonlar potansiyel tehdit olarak görüldü ve baskı altına alındı.

    Tokugawa ailesi kendilerine rakip olabilecek diğer feodal soylu ailelerini de baskı altına aldı. Yılın yarısını başkentte geçirmeleri isteniyordu. Diğer yarısında topraklarına gidebilmek için aile üyelerini rehin bırakmak zorundaydılar.

    Ülkede sağlanan birlik iç tücareti geliştirse de dünyadan soyutlanma politikası dış ticarete zarar verdi. Kültürel yaşamda ise bir gerileme yaşanmadı. Sanatta büyük ölçüde ilerleme sağlandı.

    Dünyadan soyutlanma politikasının en büyük zararı askeri gelişmeleri izleyememek oldu. Çin'in Avrupa devletleri tarafından hızla sömürgeleştirildiğine tanık etmek Japonya'yı dehşete düşürecekti. Uzakdoğu'nun en güçlü devletinin başına gelenleri görmek Japonları Avrupaya karşı nedenli savunmasız oldukları gerçeğiyle yüzleştirdi. Bu durum hızla modernleşme çabaları başlatmalarına neden oldu.
     
Etiketler: